Bebeğin hangi tarafta yer aldığı, cinsiyetle ilgili değildir. Anne karnındaki bebek, rahimde gelişim sürecinde sürekli hareket eder ve farklı pozisyonlar alabilir. Bebeğin sağ ya da sol tarafta olması cinsiyeti belirlemez.
Hamile kalmayı zorlaştıran birçok faktör vardır. Polikistik over sendromu (PCOS), endometriozis, tiroid problemleri, fallop tüplerinin tıkanıklığı gibi tıbbi durumlar hamile kalmayı zorlaştırabilir. Ayrıca, stres, aşırı kilo, düzensiz uyku düzeni, sigara ve alkol kullanımı, kötü beslenme ve aşırı egzersiz de hamile kalma şansını azaltabilir. Partnerin sperm kalitesi de hamilelik şansını etkileyen önemli bir faktördür.
Halk arasında erkek bebek belirtileri arasında şunlar sayılır: annenin karın şeklinin daha aşağıda olması, daha az sabah bulantısı yaşanması, anne adayının cildinin daha parlak ve pürüzsüz olması, aşırı tatlı yerine tuzlu yiyecekler tüketme isteği. Ancak bu belirtilerin bilimsel bir temeli yoktur ve bebeğin cinsiyetini kesin olarak belirleyemez.
Akıntı, kaşıntı ve koku: Kürtaj sonrasında nadiren görülen şikayetlerdir. Kürtaj işlemi sırısın vajinanın ve rahim ağzının antiseptik solüsyonla temizlenmesi vajina florasını bozabilir ve akıntıya (vajinit) neden olabilir. Bu durumda hasta sarı, yeşil, kahverengi, kötü kokulu akıntıdan ve bazen kaşıntıdan şikayet eder. Kürtajdan sonra kahverengi akıntı neden olur?
Kürtaj Sonrası Rahim Ne Zaman Eski Haline Döner? Kürtajdan sonra tekrar gebeliği düşünen hastalar rahmin ne zaman toparlanıp eski haline gelebilmesini araştırırlar. Genellikle doktorların iki ay gibi bir süreç içerisinde rahmin eski haline gelebileceğini söylerler. Kürtajdan sonra rahim ne zaman toplanır?
Metal küret yöntemi, rahim iç zarının kazınarak alınması esasına dayanır.Eskiden sık kullanılan bu yöntem, günümüzde yerini vakumlu kürtaja bırakmıştır.Ancak bazı tanısal durumlarda hâlâ metal küret ile işlem yapılabilir.Antalya’daki özel merkezlerde bu tür işlemler steril şartlarda, tecrübeli hekimlerce uygulanır.Metal küretaj, tıbbi endikasyon dışında tercih edilmemelidir; aksi hâlde rahim duvarında yapışıklık (Asherman Sendromu) riski oluşabilir.
Kadınların doğurganlığı yaşla birlikte azalır ve özellikle 35 yaşından sonra belirgin bir düşüş yaşanır. 40 yaşından sonra doğurganlık daha da azalır ve 45 yaşından sonra hamile kalma olasılığı oldukça düşük olur. Menopoz dönemi genellikle 45-55 yaşları arasında başlar ve bu dönemde yumurtlama sona erdiği için doğal yollarla hamile kalmak mümkün değildir. Ancak, ileri yaşlarda tüp bebek gibi yardımcı üreme teknikleriyle hamile kalma şansı artırılabilir.
Kadınların çocuğu olmamasına neden olabilecek birçok tıbbi durum vardır. Polikistik over sendromu (PCOS), endometriozis, fallop tüplerinin tıkanması, rahim anomalileri gibi durumlar hamile kalmayı zorlaştırabilir. Ayrıca, hormonal dengesizlikler, tiroit problemleri, erken menopoz ve yumurtalık rezervinin tükenmesi de çocuk sahibi olmayı engelleyebilir. Kronik hastalıklar ve bazı otoimmün hastalıklar da doğurganlığı etkileyebilir.